17 Mart 2012 Cumartesi
16 Mart 2012 Cuma
Yerli malına raf ambargosu
Yerli malına raf ambargosu
Dev marketlerin rafları cari açık yaratan karadeliklere dönüştü. Neredeyse tamamı yabancı sermayeli market zincirleri raflarda çifte standartla yerli üreticiye adı konmamış ambargo uyguluyor. Tüketim malı ithalatı bu yüzden rekor kırıyor
- Küresel market zincirleri rafları yerli üreticiye kapamaya başladı. Raf kiraları Boğaz'daki villaların değeriyle yarışıyor. İthal ürünler raflarda sadece kira bedeliyle yer bulurken yerli üreticiye ise elektrik faturasından personel giderine kadar marketin tüm masrafları fatura ediliyor. Yerli üretimi rafa sokmamanın bedeli ise Türkiye'ye 30 milyar dolarlık tüketim malları ithalatı olarak dönüyor.
Cari açığı şişeren bu sistem istihdam ve yerli üretimin de önünde engel teşkil ediyor. SABAH olarak raflardaki bilinmeyen ekonomiyi araştırdık. Buna göre büyük bir markette 25 metrelik bir rafın aylık kirası 7 bin 500 TL'den başlıyor. Bu da neredeyse Boğaz'daki dairenin aylık kirasından daha fazla. Ayrıca yerli üretici sadece bu kira bedelini ödemekle kalmıyor. Rafa girmek isteyen işletmeler, marketin elektrik, temizlik, ısıtma ve personel gideri gibi masrafları da ödemek zorunda bırakılıyor.
KOBİ DIŞLANIYOR
Satışların geri ödeme takvimi en erken 6 ay sonra başlıyor ve vadeli olarak gerçekleşiyor. Ekonomik gücünü kullanan markalar en değerli alanları kaparken, özellikle KOBİ'ler raflardan dışlanıyor. Sadece hipermarketlerde değil mahalle süpermarketlerinde de benzer durum hakim. Yerli markalar isyanda.
KÜÇÜK ÜRETİCİ YOK EDİLİYOR
Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Bendevi Palandöken ise farklı isimler altında toplanan bedellerle küçük üretici ve KOBİ'lerin yok edildiğini söyledi. Pazarı üç uluslararası hipermarket grubunun domine ettiğini dile getiren Palandöken, "Zaten uluslararası bir markete ürününü koyan üretici elini verince kolunu alamıyor. Sonunda ya raftan çıkıyor ya da yüksek maliyetleri ödemek zorunda kalıp zarara giriyor" dedi.
TÜKETİCİYİ KANDIRIYORLAR
Reis Gıda'nın sahibi Mehmet Reis ise "bıçak kemiğe dayandı" dedi. Raf bedelleri böyle gittiği sürece hem üreticinin hem de tüketicinin daha fazla üzüleceğini vurgulayan Reis, "Yıllardır bu konuyla ilgili sesimi duyurmaya çalışıyorum. Marketler firmaları hem maddi hem de psikolojik bunalıma sokuyor" dedi.
ZİNCİR MARKETLER YERLİ ÜRETİCİNİN KANINI EMİYOR
Geçen yıl markalaşmaya karar verip, ürettiği kurabiye ve tatlı ürün grubuyla market raflarına giren Ayso Gıda, raf bedellerine dayanamayıp hem zincir marketlerden çıktı hem de kurabiye işini bırakmak zorunda kaldı. Firmanın sahibi Kemal Sofuoğlu, şunları söyledi: "1 lira bile kazanmadığım zincir marketler koca bir borç listesi çıkarıp işi icraya kadar götürdüler. Rafa bile çıkarmadıkları, depoda beklettikleri ürünlerim için ödeme istediler. Sonra da iade için de ayrıca fatura kestiler."
30 MİLYAR DOLARLIK AÇIK
Küresel markalar rafların hakimi olunca en basit ürünlerde bile ithalat patlaması yaşanıyor. Her gün market raflarında gördüğümüz ürünler hem dış ticaret ve cari açığını şişiriyor hem de işsizliğin yüksek kalmasını sağlıyor. Türkiye, sadece geçen yıl 30 milyar dolarlık kişisel tüketim ithalatı ile yeni bir rekora imza atmıştı.
FİYATININ YÜZDE 20'Sİ RAF BEDELİ
Rakiplerin bulunduğu rafta ürün satışı yapabilmek için üretici hipermarkete ürünün birim fiyatının yüzde 10-20'si arasında raf bedeli ödüyor. Raf bedelinde oran marketin bulunduğu lokasyona, satış potansiyeline, ürünün bulunduğu kategoriye ve o kategorideki marka sayısına göre değişiyor.
KOBİ'NİN RAFA GİRME BEDELİ
* Raf kirası
* İnsert
* Teşhir bedeli
* Mağaza açılışı
* Ciro primi
* Raf personeli bedeli
* Aydınlatma gideri
* Promosyona katılım bedeli
* Listeleme bedeli
KOBİ DIŞLANIYOR
Satışların geri ödeme takvimi en erken 6 ay sonra başlıyor ve vadeli olarak gerçekleşiyor. Ekonomik gücünü kullanan markalar en değerli alanları kaparken, özellikle KOBİ'ler raflardan dışlanıyor. Sadece hipermarketlerde değil mahalle süpermarketlerinde de benzer durum hakim. Yerli markalar isyanda.
KÜÇÜK ÜRETİCİ YOK EDİLİYOR
Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Bendevi Palandöken ise farklı isimler altında toplanan bedellerle küçük üretici ve KOBİ'lerin yok edildiğini söyledi. Pazarı üç uluslararası hipermarket grubunun domine ettiğini dile getiren Palandöken, "Zaten uluslararası bir markete ürününü koyan üretici elini verince kolunu alamıyor. Sonunda ya raftan çıkıyor ya da yüksek maliyetleri ödemek zorunda kalıp zarara giriyor" dedi.
TÜKETİCİYİ KANDIRIYORLAR
Reis Gıda'nın sahibi Mehmet Reis ise "bıçak kemiğe dayandı" dedi. Raf bedelleri böyle gittiği sürece hem üreticinin hem de tüketicinin daha fazla üzüleceğini vurgulayan Reis, "Yıllardır bu konuyla ilgili sesimi duyurmaya çalışıyorum. Marketler firmaları hem maddi hem de psikolojik bunalıma sokuyor" dedi.
ZİNCİR MARKETLER YERLİ ÜRETİCİNİN KANINI EMİYOR
Geçen yıl markalaşmaya karar verip, ürettiği kurabiye ve tatlı ürün grubuyla market raflarına giren Ayso Gıda, raf bedellerine dayanamayıp hem zincir marketlerden çıktı hem de kurabiye işini bırakmak zorunda kaldı. Firmanın sahibi Kemal Sofuoğlu, şunları söyledi: "1 lira bile kazanmadığım zincir marketler koca bir borç listesi çıkarıp işi icraya kadar götürdüler. Rafa bile çıkarmadıkları, depoda beklettikleri ürünlerim için ödeme istediler. Sonra da iade için de ayrıca fatura kestiler."
30 MİLYAR DOLARLIK AÇIK
Küresel markalar rafların hakimi olunca en basit ürünlerde bile ithalat patlaması yaşanıyor. Her gün market raflarında gördüğümüz ürünler hem dış ticaret ve cari açığını şişiriyor hem de işsizliğin yüksek kalmasını sağlıyor. Türkiye, sadece geçen yıl 30 milyar dolarlık kişisel tüketim ithalatı ile yeni bir rekora imza atmıştı.
FİYATININ YÜZDE 20'Sİ RAF BEDELİ
Rakiplerin bulunduğu rafta ürün satışı yapabilmek için üretici hipermarkete ürünün birim fiyatının yüzde 10-20'si arasında raf bedeli ödüyor. Raf bedelinde oran marketin bulunduğu lokasyona, satış potansiyeline, ürünün bulunduğu kategoriye ve o kategorideki marka sayısına göre değişiyor.
KOBİ'NİN RAFA GİRME BEDELİ
* Raf kirası
* İnsert
* Teşhir bedeli
* Mağaza açılışı
* Ciro primi
* Raf personeli bedeli
* Aydınlatma gideri
* Promosyona katılım bedeli
* Listeleme bedeli
9 Mart 2012 Cuma
İthal ikamesi geri dönüyor
İthal ikamesi geri dönüyor
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Yatırım Teşvik Paketi’ne ilişkin, Türkiye’de üretimi olmayan, az olan ya da Türkiye’nin ağırlıklı olarak ithal ettiği ürünlerin ülkede üretilmesi durumunda o sektör ve ürünlere yoğunlaştırılmış teşvik getireceklerini belirtti. Bir dizi temasta bulunmak üzere Singapur’da bulunan Babacan, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Babacan, Yatırım Teşvik Paketi’ne ilişkin bir soru üzerine, bu konunun cari açığı doğrudan çözecek bir paket olmadığını, cari açık sorununun çözülmesine yardımcı olacak unsurlardan biri olacağını söyledi.
Yoğunlaştırılmış destek
Henüz Türkiye’de üretimi olmayan, üretimi az olan ürünlerin ya da Türkiye’nin ağırlıklı olarak ithal ettiği ürünlerin Türkiye’de üretilmesi durumunda, bunun ciddi bir katma değer oluşturacağına işaret eden Babacan, “O sektörlere ve ürünlere biraz daha yoğunlaştırılmış teşvik getirmiş olacağız” dedi. Babacan bunun detaylarının Başbakan Erdoğan’a sunulduğunu belirterek, pakete son halinin verilmesinin ardından kamuoyuna açıklanacağını ifade etti.
AB’deki borç krizi hakkında da kısa bir değerlendirme yapan Babacan, durumun yılbaşına oranla daha iyi gibi göründüğünü bildirdi. Avrupa Merkez Bankası’nın aldığı kararların olumlu yansımaları olduğunu, ayrıca 25 ülke liderinin mali anlaşma konusunda mutabık kalarak, mali uzlaşmaya gittiklerini belirten Babacan, uygulama safhasında ne yapılacağının izlenmesinin önemli olacağını kaydetti. Babacan, en kötü senaryo için dahi Türkiye’nin kurumlarına hazır olmalarını söylediklerini ifade etti
Yoğunlaştırılmış destek
Henüz Türkiye’de üretimi olmayan, üretimi az olan ürünlerin ya da Türkiye’nin ağırlıklı olarak ithal ettiği ürünlerin Türkiye’de üretilmesi durumunda, bunun ciddi bir katma değer oluşturacağına işaret eden Babacan, “O sektörlere ve ürünlere biraz daha yoğunlaştırılmış teşvik getirmiş olacağız” dedi. Babacan bunun detaylarının Başbakan Erdoğan’a sunulduğunu belirterek, pakete son halinin verilmesinin ardından kamuoyuna açıklanacağını ifade etti.
AB’deki borç krizi hakkında da kısa bir değerlendirme yapan Babacan, durumun yılbaşına oranla daha iyi gibi göründüğünü bildirdi. Avrupa Merkez Bankası’nın aldığı kararların olumlu yansımaları olduğunu, ayrıca 25 ülke liderinin mali anlaşma konusunda mutabık kalarak, mali uzlaşmaya gittiklerini belirten Babacan, uygulama safhasında ne yapılacağının izlenmesinin önemli olacağını kaydetti. Babacan, en kötü senaryo için dahi Türkiye’nin kurumlarına hazır olmalarını söylediklerini ifade etti
5 Mart 2012 Pazartesi
22 Şubat 2012 Çarşamba
YERLİ MARKA: Yerli ‘turbojet motoru’
YERLİ MARKA: Yerli ‘turbojet motoru’: Yerli ‘turbojet motoru’ üretecek, ‘Som Füzesi’ne Fransa’dan ithalat duracak Sadi Özdemir Kale Havacılık,...
Yerli ‘turbojet motoru’
Yerli ‘turbojet motoru’ üretecek,
‘Som Füzesi’ne Fransa’dan ithalat duracak
Sadi ÖzdemirKale Havacılık, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Türkiye’nin ilk yerli ‘turbojet motoru’nu üretmek için imzayı attı. 48 ayda tamamlanacak proje için 25 milyon dolarlık harcama yapılacak. Motor, halen motoru Fransa’dan ithal edilen TÜBİTAK’ın geliştirdiği Som Seyir Füzesi’nde kullanılacak.
TÜRK savunma sanayinin özel sektör şirketlerinden Kale Havacılık, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu (TÜBİTAK) tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk yerli seyir füzesi Som’un turbojet motorunu üretecek. Bu konuda açılan ihaleyi kazanarak Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile sözleşme masasına oturan Kale Havacılık, ilk yerli turbojet motoru 48 ayda tamamlayacak. Proje için 25 milyon dolarlık harcama yapılacak. Böylece Fransa’dan sözkonsu füzeler için yapılan turbojet motor ithalatı son bulacak. ‘Milli uçak’ hedefi için de ilk komple motor teknolojisi adımı atılmış olacak.
Dünya devleriyle çalışıyoruz
Kale Grubu Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay, 1989’da Stinger füzelerinin parçalarının üretimi ile savunma ve havacılık sanayine girdiklerini hatırlatarak, geldikleri noktada dünyanın en önemli projelerinde rol aldıklarını vurguladı. Okyay, şöyle konuştu: “Dünyanın en önemli savunma ve havacılık markaları Boeing, Lockheed Martin, PFW-Airbus, Northrop Grumman ve Pratt and Whitney gibi markalara üretimler yapıyoruz. Bugün yeni bir heyecan ve gururla ‘Turbojet Motorların Geliştirilmesi Projesi’ne imza atıyoruz. İlk yerli turbojet motorumuz, güdümlü füzelerin sevk sistemi olarak görev yapacak. Ayrıca küçük modifikasyonlarla İnsansız Hava Araçları’nın ve küçük sınıf hava araçlarının (küçük jetlerin) sevk sistemi olarak kullanılması da hedefleniyor.”
Jet motora ilk giriş
Osman Okyay, projenin önemini anlatmak için “Aslında jet motorları dünyasına ilk girişi yapıyoruz. İTÜ ve TÜBİTAK ile işbirliği halinde projeyi hayata geçireceğiz” dedi. Kale Havacılık’ın sadece Boeing’e yılda 70 bin parça üretimi yaptığını vurgulayan Okyay, şöyle devam etti: “‘Uçuş Kritik’ parçalar üretiyoruz. F35’ler için üretiyoruz. Airbus’un yakıt tanklarının parçalarını üretiyoruz. Boeing 787’lere tasarım aşamasında girdik. İzmir’deki ortaklığımızla da uçak motor parçaları ve alt sistemleri üretimi yapıyoruz. İzmir’de kendi fabrikamızın inşaatı devam ederken fabrika kiraladık ve üretime başladık. Ağırlık F35 motor parçaları. ”
Uzun soluklu şirket lazım
Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar ise, “Savunma sanayinde aradığımız köklü ve kalıcı kuruluşlardır. Çünkü bir defalık iş yapmıyoruz her işimiz uzun yıllara sari. Kale Kalıp yıllar önce bu kriteri aştı. Bugün imzaladığımız proje de bir rekabet sonucu oldu. Bu rekabette devlet olarak da projenin menfaatlerimize uygun çıktığını düşünüyoruz” diye konuştu. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Hasan Kemal Yardımcı da, “Kale Grubu’nun bizi savunma sanayi alanında yurt dışında bağımlı olmaktan kurtaracak bütün çalışmaları destekliyoruz” dedi.
48 aydan anlamam 12 ayda motoru yap masaya koy Osman
KALE Grubu Onursal Başkanı İbrahim Bodur, Kale Havacılık’ın ilk yerli turbojet motor projesine ilişkin imza töreninde damadı Osman Okyay’a “Osman evladım ben öyle sözleşmeymiş 48 aymış anlamam. Sanayici dediğin en kısa sürede yapar. Sen bu motoru 12 ayda yap masaya koy. Çok becerikli gençler var burada, yaparsınız. Bunu öyle para için değil millet devlet aşkı için yap. Bizim sanayideki farkımız zaten budur. Bakın bizim nesil yavaş yavaş gidiyorsa da heyecanı hâlâ yerinde” dedi. İbrahim Bodur’un bu sözleri üzerine Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar, “Maliyet ve teknik açıdan, süre açısından, İbrahim Bey’in ifadelerini sonuna kadar destekliyoruz. Osman Bey’in işi daha da zorlaştı. Çünkü İbrahim Bey’den daha üst makam yok. Herhalde sözleşmeyi değiştiririz” diye şaka yaptı. Bayar, daha sonra “Tabii ki iş teknolojik olarak zor, ciddi mühendislik işi ve ciddi teknoloji geliştirilecek. Bu motorun dünyada birkaç üreticisi olduğunu unutmayalım.Bu proje geleceğe yönelik önemli bir temel atma anlamına geliyor” dedi.
Bodur: Şimdi 3 ayaklı yürüdüğüme bakmayın
KALE Grubu Onursal Başkanı İbrahim Bodur, Türkiye’nin sanayide büyük projelere imza atması gerektiğini söyledi. Bodur, “Böyle değneğe dayanarak üç ayaklı yürüsem de sanayide her yeni iş bana büyük heyecan veriyor. Gençliğimde evden öyle hızlı çıkardım ki ayakkabının birini içerde birini dışarda ayağıma geçirirdim” dedi. Sanayiciliği ‘aşk’ olarak tanımlayan İbrahim Bodur, şöyle konuştu: “Türk sanayicisi bir eliyle toplar iki eliyle milletine (maaş) ve devletine (vergi) verir. Bugün Çan’da bizim fabrikalardan emekli olmuş 26 bin kişi var. Bunun heyecanını duyacaksın. Kapkaççı gibi değil ‘ülkeme ne yapacağım ne getireceğim’ diye sanayiye gireceksin. Biz savunma sanayiine de böyle girdik. Rahmetli Turgut Özal, ‘Roketsan’a birkaç özel sektör şirketi ortak olsun’ demişti biz de olmuştuk. Bu bize çok önemli tecrübe kazandırdı. Adım adım bugünkü projelere geldik.”
Dünya devleriyle çalışıyoruz
Kale Grubu Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay, 1989’da Stinger füzelerinin parçalarının üretimi ile savunma ve havacılık sanayine girdiklerini hatırlatarak, geldikleri noktada dünyanın en önemli projelerinde rol aldıklarını vurguladı. Okyay, şöyle konuştu: “Dünyanın en önemli savunma ve havacılık markaları Boeing, Lockheed Martin, PFW-Airbus, Northrop Grumman ve Pratt and Whitney gibi markalara üretimler yapıyoruz. Bugün yeni bir heyecan ve gururla ‘Turbojet Motorların Geliştirilmesi Projesi’ne imza atıyoruz. İlk yerli turbojet motorumuz, güdümlü füzelerin sevk sistemi olarak görev yapacak. Ayrıca küçük modifikasyonlarla İnsansız Hava Araçları’nın ve küçük sınıf hava araçlarının (küçük jetlerin) sevk sistemi olarak kullanılması da hedefleniyor.”
Jet motora ilk giriş
Osman Okyay, projenin önemini anlatmak için “Aslında jet motorları dünyasına ilk girişi yapıyoruz. İTÜ ve TÜBİTAK ile işbirliği halinde projeyi hayata geçireceğiz” dedi. Kale Havacılık’ın sadece Boeing’e yılda 70 bin parça üretimi yaptığını vurgulayan Okyay, şöyle devam etti: “‘Uçuş Kritik’ parçalar üretiyoruz. F35’ler için üretiyoruz. Airbus’un yakıt tanklarının parçalarını üretiyoruz. Boeing 787’lere tasarım aşamasında girdik. İzmir’deki ortaklığımızla da uçak motor parçaları ve alt sistemleri üretimi yapıyoruz. İzmir’de kendi fabrikamızın inşaatı devam ederken fabrika kiraladık ve üretime başladık. Ağırlık F35 motor parçaları. ”
Uzun soluklu şirket lazım
Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar ise, “Savunma sanayinde aradığımız köklü ve kalıcı kuruluşlardır. Çünkü bir defalık iş yapmıyoruz her işimiz uzun yıllara sari. Kale Kalıp yıllar önce bu kriteri aştı. Bugün imzaladığımız proje de bir rekabet sonucu oldu. Bu rekabette devlet olarak da projenin menfaatlerimize uygun çıktığını düşünüyoruz” diye konuştu. Milli Savunma Bakan Yardımcısı Hasan Kemal Yardımcı da, “Kale Grubu’nun bizi savunma sanayi alanında yurt dışında bağımlı olmaktan kurtaracak bütün çalışmaları destekliyoruz” dedi.
48 aydan anlamam 12 ayda motoru yap masaya koy Osman
KALE Grubu Onursal Başkanı İbrahim Bodur, Kale Havacılık’ın ilk yerli turbojet motor projesine ilişkin imza töreninde damadı Osman Okyay’a “Osman evladım ben öyle sözleşmeymiş 48 aymış anlamam. Sanayici dediğin en kısa sürede yapar. Sen bu motoru 12 ayda yap masaya koy. Çok becerikli gençler var burada, yaparsınız. Bunu öyle para için değil millet devlet aşkı için yap. Bizim sanayideki farkımız zaten budur. Bakın bizim nesil yavaş yavaş gidiyorsa da heyecanı hâlâ yerinde” dedi. İbrahim Bodur’un bu sözleri üzerine Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar, “Maliyet ve teknik açıdan, süre açısından, İbrahim Bey’in ifadelerini sonuna kadar destekliyoruz. Osman Bey’in işi daha da zorlaştı. Çünkü İbrahim Bey’den daha üst makam yok. Herhalde sözleşmeyi değiştiririz” diye şaka yaptı. Bayar, daha sonra “Tabii ki iş teknolojik olarak zor, ciddi mühendislik işi ve ciddi teknoloji geliştirilecek. Bu motorun dünyada birkaç üreticisi olduğunu unutmayalım.Bu proje geleceğe yönelik önemli bir temel atma anlamına geliyor” dedi.
Bodur: Şimdi 3 ayaklı yürüdüğüme bakmayın
KALE Grubu Onursal Başkanı İbrahim Bodur, Türkiye’nin sanayide büyük projelere imza atması gerektiğini söyledi. Bodur, “Böyle değneğe dayanarak üç ayaklı yürüsem de sanayide her yeni iş bana büyük heyecan veriyor. Gençliğimde evden öyle hızlı çıkardım ki ayakkabının birini içerde birini dışarda ayağıma geçirirdim” dedi. Sanayiciliği ‘aşk’ olarak tanımlayan İbrahim Bodur, şöyle konuştu: “Türk sanayicisi bir eliyle toplar iki eliyle milletine (maaş) ve devletine (vergi) verir. Bugün Çan’da bizim fabrikalardan emekli olmuş 26 bin kişi var. Bunun heyecanını duyacaksın. Kapkaççı gibi değil ‘ülkeme ne yapacağım ne getireceğim’ diye sanayiye gireceksin. Biz savunma sanayiine de böyle girdik. Rahmetli Turgut Özal, ‘Roketsan’a birkaç özel sektör şirketi ortak olsun’ demişti biz de olmuştuk. Bu bize çok önemli tecrübe kazandırdı. Adım adım bugünkü projelere geldik.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)